Neden “Bir Sınıf Değişir” ?


Dünyada eğitim sistemlerinin ve onun en önemli unsurlarından biri olan okulun yoğun olarak sorgulandığı bir dönemden geçiyoruz. Ülkelerinde yaşayanları  “çağın gereklerine” uygun bir şekilde eğitmeyi hedefleyen yönetimler sürekli bir arayış içinde. Yönetimlerle birlikte ebeveynler ve eğitimciler aynı arayışın bir diğer parçasını oluşturuyor.

Bizim ülkemizde de durum çok farklı değil. Geçmişten günümüze Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim sistemindeki değişiklikler üzerine çalışıyor. Her değişim ve dönüşüm hamlesi gibi, eğitim alanındaki süreçler de düz ve çelişkisiz ilerlemiyor. Eğitimsel süreçlerde atılım, yenilik, değişim, reform vb. kavramlarla çıkılan yolların sonu hedeflenen yere bir türlü varmıyor.

Yakın geçmişimize baktığımızda Milli Eğitim Bakanlığı eğitim programları ve içeriği açısından en radikal değişikliği 2004-2005 senelerinde gerçekleştirdi. Temel olarak öğrenciyi eğitimin merkezine alan ve bütün süreçlere etkin katılımını esas alan yeni bir yaklaşım sundu. Çocuk katılımı ve öğrenme süreçlerinde öğrencinin aktif bir şekilde rol alması ilkesine dayanan bu yeni program, geleneksel eğitim yaklaşımdan sıyrılmak için ciddi bir fırsatı içinde barındırıyordu. 2004’ten bu yana geçen 12 yılda hala bu fırsatın değerlendirilemediğini görüyoruz.  

Neden mi?

Eğitime bakış gelenekselleşmiş halinden bir türlü kopamıyor. Eğitimde çok uzun yıllardır hâkimiyetini koruyan kökleşmiş bir zihniyet var. Alışkanlıklar, temel sorular üzerine yoğunlaşamama, eğitimin bileşenlerinin yok sayılması, yolu tıkayan, bu zihniyeti besleyen önemli etkenlerden bir kaçı. Günün ihtiyaçlarına dönük planlanan eğitim politikalarının olumsuz sonuçları, eğitimin bileşenlerini sürecin uzağına iterek, bu zihniyeti daha da sağlamlaştırıyor.  

Zihniyet değişiminin elbise değiştirmek kadar basit olmadığı ortada. Tüm bu gerçekler öylece karşımızda dururken, bir şeylerin kendiliğinden ya da sihirli bir değneğin dokunuşuyla iyileşmesini beklemek; çölde yağmur yağmasını beklemekle aynı şey. Daha fazla bekleme lüksümüzün olmadığını eğitim sisteminin uygulamaları bize her gün yeniden gösteriyor. Anne-babalar, eğitimciler ve çocuklar, hepimiz bu sistemden rahatsızız.

Kısaca özetlersek;

  1. Geleneksel eğitim yaklaşımlarının etkisinden hala kurtulamamış okul hayatından,

  2. Çocukların ve çocuk haklarının yok sayılmasından,

  3. Tecrübe edilmeden, davranışa dönüştürülemeyecek bir kavram olan demokrasinin, okullarda uygulanıyormuş gibi davranılmasından,

  4. Farklılıklara yer verilmemesinden,

  5. Ekolojik olmayan ders içeriklerinden,

 

Rahatsızız!

Eğitimin ahvali buyken ve etrafta “eğitim” üzerinden koparılan onca fırtına varken, eğitim süreçlerinin yaşandığı her alanda alışkanlıklarımızdan kurtulmadan çocuk eğitimine farklı bakış açıları geliştiremeyeceğimizi düşünüyoruz. Okul öncesi eğitimden başlayarak çocuğumuzun 8-9 yıl sonra gireceği sınavı düşünüyor hale geldik.  Bizler, çocuğumuzu kurslara, özel derslere, etüt merkezlerine koştururken; çocuğumuz iç dünyasında, ömür boyu mutsuz olacağı bir hayata doğru koşuyor. İşin kötüsü, onu bu yola, gelecekte güzel günler yaşaması adına kendi ellerimizle biz itiyoruz.  

“Global mutluluk, umut ve refah” adlı araştırmaya göre dünya mutluluk sıralamasında Türkiye 68 ülke arasında neden 44. sırada yer alıyor?  Hiç düşündük mü?

Çocukluktan gençliğe hayat akarken ıskaladığımız, bir daha yerini dolduramayacağımız önemli bir kavram var: “Mutluluk”

Çocuklarımızın eğitimi üzerine aldığımız kararlar şu anda ya da ileride onları gerçekten mutlu edecek mi? Bunu çok önemsemiyoruz.

Dün zaten geçti; yarın için çok geç olmadan bahsettiğimiz zihniyeti değiştirmek için, eğitimin bütün paydaşlarıyla birlikte “mutluluk” üzerine düşünmemiz, “bir şey” yapmamız gerekiyor. Günü kurtarmak yerine, ömür boyu mutlu olacak çocuklar yetiştirmek için çabalamalıyız.

Değiştirebiliriz!..
 

İşte tam da bu noktada birsinifdegisir.com sitesi, eğitimde alternatif bakış açısı yaratma çabalarına katkı koymak amacıyla, “mutlu çocuklar” yetiştirme arayışının bir sonucu olarak kendini var ediyor. birsinifdegisir.com olarak, eğitimcilerin, anne-babaların daha çok yan yana gelmesi, paylaşımlarını arttırması gerektiğine inanıyoruz.

Bugün için geleceğe bırakacağımız en önemli miras, çocuk eğitimi üzerine farklı bakış açısı oluşturabilecek zeminlerin çoğaltılmasıdır.  

birsinifdegisir.com sitesi, eğitimciler, anne-babalar ve çocuklarla birlikte tartışıp, karar alıp ve alternatif eğitim doğrultusunda gerçekleştirilen pratiklerin paylaşıldığı ortak bir zemin yaratma çabasında olacak.

2016’nın ilk günlerinde daha mutlu çocuklar için el ele verelim. Unutmayın, mümkün olduğunca fazla kişi elini taşın altına koyarsa kötü giden birçok şeyi değiştirebiliriz.

Bernard Shaw bir sözünde;“Siyaset politikacılara bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir.” demiştir. Biz de Shaw’dan esinlenerek eğitim için şunu söylüyoruz: ”Eğitim sadece politikacılara bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir.”  

Hala neden mi diye soruyorsunuz? Eğitim ciddi bir iş. Belki de sadece bundan. 

Hepimize kolay gelsin…

 

Osman Çağrı Şahin-- Muzaffer Çevrim

www.birsinifdegisir.com